İSTANBUL’UN BAĞIMSIZ MUHTAR ADAYLARI

Söyleşi: Deniz Özgür, Merve Erol
10 Şubat 2019
SATIRBAŞLARI

31 Mart yerel seçimleri, herhalde tarihimizin en tuhaf seçimlerinden biri olacak. Seçim yokmuş gibi davranılamıyor, varlığı bir umut ve anlam duygusu uyandıramıyor.
Son iki seçimdeki sandık ve sayım sorunlarının aşılamadığı şartlarda yapılacak oylamalarda saray ittifakı belki de bir güven oyu ve rejimi pekiştirme şansı bulacak. Ancak bütün olarak muhalefetin kendi varoluş koşullarını güçlendirecek tarzda hareket ettiğini söylemek zor. Referandumdaki toplumsal dinamizm ve Hayır kararı çoğaltılabilecekken, Türkiye tarihinin en silik, cansız, ufuksuz seçimlerinden birine doğru gidiyoruz. Kent suçlarıyla dolup taşan bir deprem metropolüne yine bir müteahhidi aday gösteren, adayları belirlerken tabanın fikrini hiçe sayıp merkezin kararını dayatan, şu siyasal şartlarda dahi belediye rantına öncelik verir izlenimi yaratan CHP, bu haliyle, en hafif tabirle mevcut düzeni yeniden üretmekten başka bir işe yaramıyor. Siyaset yapma biçimleri, yöntemleri itibariyle sol-sosyalist partilerin de ondan geri kalır yanlarının olmadığı anlaşılıyor.
İnsanların yaşadıkları yerden başlayarak özneleşmesinin, taban demokrasisinin karşısında öncelikle geleneksel siyasal temsil mekanizmaları duruyor. Adalet mitingini dolduranları siyasallaşmaktan alıkoyan, onlara ancak kendi iktidarlarının pragmatizmini dayatan partiler, tek adam rejimine karşı tarihsel bir söz üretilmesini ve toplumsal muhalefetin cesametini göstermesini de engelliyor.
O halde, ne yapmalı? Siyasal muhalefet toplumsal muhalefeti dizginlemekten başka işe yaramıyorsa, belki de işe önce kendimizden, birbirimizden, çevremizden, yaşadığımız yerden başlamalı. Yerel yönetim seçimleri, adı üstünde, zaten öncelikle bunun arayışı.
Öte yandan, belediye başkanlığı kazanmak yerel ve yerinden yönetimin tek aracı değil. Yeni rejimde belediyelerin başta bütçe olmak üzere özerkliği veya bağımsızlığı zaten söz konusu değilken, tepeden indirilen başkan adaylarına oy vermek dışında siyasal katılım imkânları hâlâ mevcut. Belediye meclislerini gerçek bir denetim aracı olarak kullanmak, muhtarlıkları ve ihtiyar meclislerini mahalle meclislerine dönüştürmek, en küçük idari birimden başlayarak ortak hareket kabiliyeti kazanmak, yaşadığımız yer üzerinde söz sahibi olacağımız bir kamusal tahayyül geliştirmek mümkün.
Bu seçim hercümercinin ortasında, İstanbul’da, arkasına kent dayanışmalarını ve semt meclislerini alan muhtar adayları var. Hepsi de kentsel dönüşümün ve rantın farklı veçheleriyle yüzleşen Şişli Meşrutiyet (nam-ı diğer “Nişantaşı’nın arka bahçesi”), Şişli Teşvikiye, Bakırköy Kartaltepe, Beyoğlu Cihangir, Fatih Kocamustafapaşa, Gaziosmanpaşa Yenidoğan mahallelerinin muhtar adayları anlatıyor…
Juan Genovés

 

Öncelikle sizleri tanıyalım, aday olduğunuz mahallelerle başlayalım.

Özgür Kavuşer Vardar: Şişli Meşrutiyet Mahallesi muhtar adayıyım. 150 yıl oldu biz o mahallede oturmaya başlayalı. Aday olmayı kendim istedim. Çünkü mahalleye bir şeyler yapmak istiyordum, halihazırda yapıyorum da. Bunların neticesinde, mahalleli de muhtar olarak görmeye başladı beni. Önce şaka yollu “muhtar aşağı, muhtar yukarı” diye konuşuyorlardı. Mahallede muhtarın yapması gereken ne varsa hepsini ben yapıyorum. “Nişantaşı Arkabahçe” Facebook grubunu kurdum ve mahallede aktif olarak çalışmalara başladım. İnsanları toparlayıp belediyenin desteğini alarak gezilere götürüyorum, bunu düzenli olarak yapıyorum. Bir sorun olduğunda mahallede, belediyeyle ilişkilerim çok iyi olduğu için direkt bana geliyorlar, şurada şu olmuş, şu kaldırım, şu lamba… O yüzden bu seçimlerde aday oldum, daha da güzel şeyler yapacağıma inanıyorum.

Mahallenizde gördüğünüz temel sorun ne?

Özgür Kavuşer Vardar (Şişli Meşrutiyet Mahallesi)

Vardar: Mahalle olarak eskiden daha çok birlik beraberlik içindeydik. Mahallede birçok yaşlı insan var, evlerinden çıkamıyorlar. Bir mahalle evini daha çok onlar için istiyorum, onları evlerden çıkarıp hiç olmazsa orda sosyalleşmelerini, bir şeyler yapmalarını sağlamaya çalışıyorum. Şu anda işyerleri çoğunluk olduğu için mahallenin yerleşik nüfusunun sosyalleşebileceği bir tek yer var, o da Nişantaşı Spor Kulübü. İnsanlar orada toplanıyorlardı, zamanlarının büyük bir çoğunluğunu orada geçiriyorlardı. Mahalle olarak ilk ayağa kalktığımız olay şuydu: Şişli Etfal’in altında Nişantaşı Spor Kulübü’ne ait bir halı saha tesisi vardı, Fatma Girik zamanında verilmişti. Sarıgül bu anlaşmada bir açık yakalıyor, Sağlık Bakanlığı’yla hemen diyaloğa giriyor. James Bond çantalar gezdirildi ve bir gecede orası kulüpten alınıp bakanlığa verildi. Şimdi otopark orası. Davalar açıyoruz, hiç olmazsa çocuklar için oyun alanı olsun diye. İkinci eylemimizi de Şişli Etfal Dayanışması’yla beraber yaptık, “Etfal hastanesi taşınmasın, yerinde yapılandırılsın” diye. Çocuk ve kadın doğumu Sarıyer’e taşıdılar. Düşünsenize, ambulans çağıracaksınız, Maslak trafiğine gireceksiniz, ta Çayırbaşı’na gideceksiniz. Merkezi bir yerde Etfal hastanesi; Taksim, Beyoğlu, her yerden ulaşımı kolay. Ama tam tersine, şehir hastaneleri için hasta sözleri veriliyor. Deprem diye bir gerçeklik var, ama bir toplanma alanımız bile yok. Bir şey çıkarsa, meclislerden, dayanışmadan çıkacak. Bireysel çabalarla değil, ancak dayanışmayla yaptırım gücümüz olabilir. 

Erol Bey, sizin mahalleniz nasıl bir yer?

Erol Okutay (Bakırköy Kartaltepe Mahallesi)

Erol Okutay: Bakırköy’ün Kartaltepe Mahallesi muhtar adayıyım. Sadece Bakırköy’ün değil, İstanbul’un en büyük mahallelerinden biri. Bakırköy’ün 221 bin nüfusu, 170 bin seçmeni var, mahalledeyse 33 bin seçmen mevcut. Ve çok yaşlı bir nüfus var. Burada yaşayanların en büyük sorunu sağlık, ulaşım, eski apartmanlarda asansör eksikliği. Çalışmam boyunca mahalleli benden bunları talep etti. Mahallede 115 sokağımız var, her bir sokaktan birer sorumluyu bir araya getirip imeceyle sokak komiteleri kurarak burada hep beraber ne yapabiliriz, nasıl beraber yönetebiliriz diye düşünüyoruz, tek hayalim bunu hayata geçirmek. Şu anki muhtar ‘84 yılından, ANAP döneminden kalma, şimdi de AKP’li zaten. Saray’a da gitti! Seçimi kazanacağıma inanıyorum. Örgütlü olduğum için ev ev çalışma deneyimim de var. Yirmi-otuz kişilik bir ekiple mahalleyi 15 adaya bölmüşüm, her adada yedi-sekiz sokak var, her adaya üç-beş kişi vererek her daireye girip çıkıyoruz. Projelerimi anlatmak için bir broşür hazırlıyorum.

Her sokağın bir temsilcisinin olduğu bir mahalle meclisi oluşturma niyetimiz var esas olarak. Muhtarlığın bunun için çok iyi bir araç olduğunu düşünüyoruz.

Suzan Hanım, siz daha önce de adaydınız, değil mi?

Suzan Bektaş: Adaydım, çok güzel de oy aldım, ama benzer görüşte olduğumuz ikinci bir adayın çıkmasıyla kaybettik. Teklif götürdük anlaşalım diye, ama “ben kazanacağım” dedi ve yine eski muhtar kazandı. Otuz yıllık muhtar, mutlaka değişmesi gerekiyordu. Hiçbir şey yapmıyor çünkü. İkametgâh veriyor, seçim zamanı listeleri askıya çıkarıyor, o kadar. Teşvikiye Mahallesi’ni çok önemsiyorum. Teşvikiye’de sınıf farkı çok belirgin bir şekilde yaşanıyor. Apartman çalışanlarıyla, görevlileriyle ortak hareket edeceğim. İhtiyar heyetine de onlardan üç-dört kişi alacağım. Çok hevesliler. Kendileri daha önce bana oy vermeyen, gittiğimde beni apartmandan içeri sokmayan apartman görevlileri, şimdi kendileri toplanmışlar, aşağı yukarı iki aydır görüşmek istiyorlar. Güvenmedim ilk başlarda. Sonra baktım çok ısrarcılar, kabul ettik.

Aslında mahallelerde en örgütlü olanlar apartman çalışanları belki de…

Suzan Bektaş (Şişli Teşvikiye Mahallesi)

Bektaş: Çok kenetlenmiş vaziyetteler. Aşağı yukarı kırk-elli apartman görevlisi, geçen hafta hepsi geldi buluşmaya. Ve hepsi mutluydu. İçlerinde CHP’li yok, çoğu MHP’li. Bizim siyasi geçmişimizi biliyorlar, ama bizi çok olgunlukla dinlediler. İçlerinden biri, “Hocam, hangi görüşten olursanız olun, bizim amacımız farklı. Burada birlikte çalışalım, biz size destek vereceğiz” dedi. Önce kendi aralarında bunu konuşmuşlar. Çok memnun oldum tabii. Kendileriyle yaptığımız video çekiminin yayınlanmasını istediler ısrarla, hiç çekinmediler. Seslerini duyurmak istiyorlar. Bizim burada bir Mustafa Sarıgül faktörü var. Şimdi de mevcut muhtarı destekliyor ve kazanması için her türlü ayak oyununu yapıyor. Oylar bölünsün diye geçen seçimde aday olan arkadaşa “ben belediye başkanı olacağım, seni meclis üyesi yaparım, sen de oğlunu muhtar adayı yap” demiş. Ama biz iddialıyız. Önce sokak temsilcilerini seçeceğiz, ânında bize bilgi aktaracaklar. İspark olayı çok ciddi rezillik, kendi sokaklarımız işgal altında, bunun ciddi mücadelesini vereceğim. Ya bizim arabalarımıza da yer verilsin, ya arabası olmayanlara da bir ücret verilsin, madem ki o sokaklar bizim. Niçin siz gelip de sokağımı parselliyorsunuz? Apartman görevlileri buna çok sevindi. Sonra, bizim bir mezat olayımız var, çok yaygın Teşvikiye’de. Ekonomik durumu güçlü kişilerin oturduğu bir yer burası ve daha çok 50 yaş üzeri nüfus. Apartmanların depoları eski eşyalar, eski giysilerle dolu, bunlar oralarda unutulmuş hatta. Ve bunları koyacak yer bulunmuyor açıkçası. 15 günde bir sokak belirleyip herkesin eşyalarını apartmanların önüne çıkarmasını isteyeceğiz ve bu eşyaların orada satışını sağlayacağız. Geliri, varsa sahibine, yoksa apartmana verilecek veya mahalle için kullanılacak. Bu mezatlar sırasında, apartman görevlilerinin, ki çoğunluğu Kastamonulu, memleketlerinden getireceği fındık, tarhana gibi ürünlerin de satışını ve tanıtımını yapacağız. En çok bu onları mutlu etti. Mahallede ikinci sınıf insan muamelesi görmekten çok mutsuzlar, bu benim de çok ağrıma gidiyor. Okuldayken kendi sınıfımdaki bu durumda olan çocukları hep korurdum. Sınıf öğretmeniyim, mahallenin öğretmeniyim ben, çok eskiden beri Teşvikiye Mahallesi’nde oturuyorum, birebir herkesi tanıyorum. Bana dediler ki, “ihtiyar heyetinde kim olacak hocam, avukat, doktor, mühendis?”. Aynen böyle! Hayır dedim, asla böyle bir ayrıma gitmeyeceğim. Apartman görevlilerini, hatta eşlerini istedim özellikle. “Yok, bizim eşlerimiz katılmaz” dediler. Ama eminim olumlu bakacaklar, onlarla çok şey yapacağımızı düşünüyorum. Bir de, Teşvikiye’de Mustafa Sarıgül’ün kendi için kullandığı bir sürü boş mekân, binalar, alanlar var, bunun bir ön çalışmasını yaptık, herhalde ilk işim bunların yeniden halka kazandırılması olacak. Özellikle alt sınıfların çocukları için eğitim ve kurs alanları olarak kullanmayı düşünüyorum. Teşvikiye’de sanatçı camiası da kalabalık, artık evinden çıkamayacak durumda olanlar var, çok bilinen isimler. Onlarla zaman zaman görüşmeler yapmak istiyoruz. Çok yaşlımız var, evlerini terk etmiyorlar, huzurevine gitmek istemiyorlar, “burada doğdum, burada öleceğim” diyorlar. Onlarla ilgileneceğiz.

Cihangir’de durumlar nasıl? Sosyal profil itibariyle Teşvikiye’ye yakın bir yer.

Adnan Bal (Beyoğlu Cihangir Mahallesi)

Adnan Bal: Evet, pek maddi sorunu olan insan yok bizim mahallede. Babam esnaf orada, yıllardır. 2014 yılında Beyoğlu meclis üyesi adayı oldum, kazanamadım. Mahallemde mevcut muhtar üzerine bir tepki var genel olarak. Emlakçılık yaptığı yönünde çokça şikâyet var. Başıma gelen bir hikâyeyi anlatayım: Geçtiğimiz kasım ayında ikametgâh almak üzere kaymakamlık binasına gittim, bir öğrendim ki, kaydım silinmiş. Üç yıldır aynı yerde oturmama rağmen, kaydımı bulamadılar. Sonra muhtarın silmiş olduğunu öğrendim. Yerime de olmayan birini kaydetmiş. Yeniden kaydoldum, ama muhtarlık için altı ay o mahallede ikamet etme kuralı var. Mevcut muhtar bu oyunla ikamet süremi dört aya düşürdü ve bu sayede adaylığımın iptal olacağını varsaydı. Aday olacağım belliydi çünkü aylar öncesinden. Dilekçe yazarak suç duyurusunda bulundum. Avukatlardan bu durumun adaylığımı etkilemeyeceğini öğrendim, devam ediyorum. Görüyorum ki orada da bir rant meselesi var. Mesela yurtdışında olanlar emlak takibini muhtardan talep ediyor, o da satıştan pay alıyor. Para karşılığı kayıt yaptırdığı oluyor. Özellikle yabancılar bu ara çok gelmeye başladı, onların kaydını alıyor, oturma izni alabilsinler diye.

Okutay: Bizim mahallede de kentsel dönüşüm nedeniyle müteahhitlerle anlaşıyor muhtar, ikna edebildiği sayı kadar pay alıyor.

Sizin mahalleniz, Fatih Kocamustafapaşa Mahallesi de hayli kalabalık, değil mi?

Fırat Eskici (Fatih Kocamustafapaşa Mahallesi)

Fırat Eskici: Nüfus 22 bin, seçmen sayısı 16 bin. Karışık bir toplam var, Ermeniler, Kürtler, Türkler neredeyse eşit sayıda. Az da Rum var. Fatih deyince insanların aklına muhafazakâr bir bölge geliyor. Ama aslında Fatih ikiye ayrılabilir. Tramvay yolunun üstü, Çarşamba tarafı muhafazakâr. Alt tarafı daha farklı. Mesela benim aday olduğum mahallede HDP-CHP oyu yüzde 62. Ama muhtar siyasi iktidar taraftarı birisi, benzer durumdaki çoğu mahallede olduğu gibi. Başta öyle değilse bile sonrasında içine girdiği çıkar ilişkileri muhtarları iktidarla uyumlu hale getiriyor. Bizim aslında mahallede örgütlü bir muhalefet derdimiz var, muhtarlık aklımızda yoktu. Her sokağın bir temsilcisinin olduğu bir mahalle meclisi oluşturma niyetimiz var esas olarak. Muhtarlığın bunun için çok iyi bir araç olduğunu düşünüyoruz. Bizim mahalle bir sürü kentsel problemin tam ortasında. Çevresinde birbiriyle ilişkili bir sürü mahalle var. İşte Mevlanakapı deyince akla kentsel dönüşüm geliyor, Yedikule deyince bostanlar, Cerrahpaşa deyince hastanenin taşınması. Bütün bu alanlarda elimizden geldiğince verdiğimiz bir mücadele var. Bizim mahalle bütün bu dinamiklerin ortasında bir merkez görevi görüyor. Referandum zamanı varolan meclislerden birisinde faaliyet yürütüyorduk biz de, Fatih Hayır Meclisi’nde. Referandum sonrasında meclis toplantılarında hep dile getirdim bu muhtarlık meselesini. Meclis olarak bir veya iki mahallede muhtar adayı çıkartabilirdik, ancak o yapının içinden böyle bir uzlaşma çıkmadı. İrili ufaklı bir sürü siyasi yapılanma var. Öyle olunca biz de dedik ki bir muhtar adayı çıkartalım. Mahallede tütüncüyüm. Orada da muhalefet yürüyor, tütüncüler şu aralar çok sıkıntılı, malûm. (gülüyor)

Muhtarlık resmi işlemleri yaptığımız bir merci sadece. Muhtarlık aracılığıyla başka bir yolun mümkün olduğunu göstermeye çalışıyoruz. İnsanların hayatına dokunacak şeyler yapmak istiyoruz.

Gaziosmanpaşa Yenidoğan Mahallesi’nde vaziyet nasıl?

Sadık Türkoğlu: Küçük bir mahalle bizimki, seçmen sayısı 6666. Gaziosmanpaşa’nın en sorunlu bölgesi. Kentsel dönüşüm sorunuyla boğuşuyoruz yıllardır. Mahallenin yarısı yıkık dökük, virane. Diğer komşularımız direniyor. Biz de mücadelemizi veriyoruz Barınma Hakkı Meclisi olarak. Ben bireysel aday olmadım. Sağolsun komşular, bu mücadeleyi birlikte verdiğimiz dostlar aday gösterdi beni, meclisin ve mahallenin adayı olarak çıktım. Afişimizde de “Halkın Adayı” ibaresini uygun gördü arkadaşlar. Bizim bölgede partizanlık çok yaygın, muhtarlar AKP’li, MHP’li, CHP’li olarak çalışmalar yapıyorlar; daha doğrusu, algıyı böyle oluşturmaktan kaçınmıyorlar. Mesela geçen sefer AKP’li muhtar adayı “seçilemedim” diye isyan ediyordu: “3500 kayıtlı AKP seçmen var, ama kaybettim.” Vatandaş yardım almak için gidip üye oluyor, ama seçim günü vicdanıyla oy kullanıyor. Şu an hiçbir adayda bendeki ekip, kadro yok. Kazanmaya en yakın adaylardan biriyim. Çünkü birlikte verdiğimiz mücadelenin birikimi ve deneyimi de bizimle beraber. Ve bu mücadelenin, barınma hakkı mücadelesinin partisi yoktur ve kutsal bir mücadeledir. Mevcut muhtar çok yanar döner biri. Her siyasi kılığa girebiliyor. Bizi de kandırdı. Ben de oy verdim ve ona oy taşıdım da. Ama mücadelemizde bizi bırakıp iktidar yandaşı oldu. Biz iddialıyız. Gerçekten de nasıl halkın muhtarı olunacağını göstermek istiyoruz. Altyapımız çok sağlam.

Kentsel dönüşüm bağlamında mahallede durum ne?

Sadık Türkoğlu (Gaziosmanpaşa Yenidoğan Mahallesi)

Türkoğlu: Bizim bölge proje alanı ilan edildi. Komşularımızın bir kısmı imza atıp gitti, çoğu da evlerini yıktı. Çoğu bilinçsizdi, bize de danışmadılar. Şu anki muhtar da belediyeyle işbirliği yaparak halkı ikna etmeye çalıştı. İmza verenlerin çoğu şimdi ya kira yardımını geç alıyor ya alamıyor. Çok mağdurlar. Daha sonra, acele kamulaştırma kararı alındı. 600 küsur kişi topluca dava açtık ve hepsini kazandık. Ardından 1/1000’lik, 1/5000’lik planlarla riskli alan kararları gelmeye başladı, öyle saldırmaya başladılar. Dava açıp kararın yürütmesini durduruyoruz, planda noktayla virgül değişiyor, yeniden riskli alan ilan ediyor. Ama biz de yılmıyoruz, hepsine dava açıyoruz. Hukuki anlamda çok güzel, profesyonel bir çalışmamız var. Sağolsun hukukçularımız gönüllü destek veriyorlar. Hiçbir güvencesi olmayan ön sözleşmelere imza atılmaması için mücadele ediyoruz. Sözleşmelerin işe yaramadığını kanıtladık. Komşularımıza anlatınca bizi anlıyorlar ve diyorlar ki, “sizin önderliğinizde sözleşme yapalım, eğer sizin şartlarınızı kabul ediyorlarsa bizim adımıza da söz verebilirsiniz”. Süreç hukuki zemine otursun diye uğraştık bayağı, belli bir noktaya da getirdik, ama komşularımızı yeniden baskı altına almaya çalıştılar, biz de masayı devirdik. Belediye önünde bir sürü basın açıklaması yaptık, bundan dolayı da yıpranıyorlar.

Muhtarlık sizce evrak düzenlemekten başka ne işe yarayabilir, nasıl bir toplumsal fayda sağlayabilir?

Okutay: Mesela bizim bölge birinci derece deprem riski altında, ama yerel belediye ile büyükşehir belediyesi arasındaki anlaşmalar hiçbir şekilde yerine getirilmediği için büyükşehir tarafından aşağı yukarı 12 yıldan beri bekletilen bir kentsel dönüşüm sürecimiz var. Bir türlü ruhsat verilmiyor, ada bazlı projelere onay çıkmıyor. Tek tek binalar yıkılıp yapılıyor, ama herkesin parası olmadığı için bu da çözüm değil. Biz muhtarlık sayesinde mahalleliyi örgütleyip büyükşehir üstünde bir baskı unsuru oluşturmayı planlıyoruz. Bir de şu var, ülke karanlık bir sürece girmişken muhtarlara çok iş düşüyor.

Mahallenin örgütlenmesini istiyoruz, muhtarlık bu konuda önemli. Hele bir de bir başarı kazanırsa, ondan sonra inançları artacak, “birlikte hareket edersek şunu yapabiliyoruz, bunda başarılı olduk, öbürünü de yapabiliriz” diyeceklerdir.

Eskici: Bizim için esas olan mahalle meclisi olacak. Kazanamasak da, buradaki meclis bir mahalle derneği kuracak. Muhtarlık resmi işlemleri yaptığımız bir merci sadece. Muhtarlık aracılığıyla başka bir yolun mümkün olduğunu göstermeye çalışıyoruz. İnsanların hayatına dokunacak şeyler yapmak istiyoruz.

Vardar: Muhtarların yetkisi aslında yok denecek kadar azalmış durumda. E-devlet uygulaması var mesela, her şeyinizi oradan yapıyorsunuz, ikametgâh bile oradan halloluyor. Biz mahallede tabandan hareket etmeliyiz. Benim de ilk hedefim mahalle meclisleri. Her sokaktan bir temsilci seçerek onun üzerinden ilerlemek. Bu sayede bir örgütlenme imkânı doğabiliyor.

Bektaş: Mahallenin örgütlenmesini istiyoruz, muhtarlık bu konuda önemli. Hele bir de bir başarı kazanırsa, ondan sonra inançları artacak, “birlikte hareket edersek şunu yapabiliyoruz, bunda başarılı olduk, öbürünü de yapabiliriz” diyeceklerdir.

Vardar: Mahallede biraz söz hakkımızın olması lâzım. Ağacın, taşın, herkesin söz hakkının olması lâzım. Biri gelip kimseye sormadan ağacı kesememeli. Yollar rastgele kazılmamalı. Bunlara itiraz edecek gücümüzün olması lâzım. Çok güzel sokak isimlerimiz vardı babalardan, dedelerden gelen. Sarıgül biz istemediğimiz halde bu isimleri değiştirdi, İnan Kıraç ile Suna Kıraç’ın ismini verdiler mesela. Neden benim sokağıma o isim verilsin? Şimdi “imza toplayalım, en başta şu sokak isimlerini değiştirelim” diyor insanlar, “sokaklarımızda bu isimleri istemiyoruz” diyorlar. 

Seçim sürecinde muhtar adayının yapması gerekenler ne sizce?

Bektaş: İlk yapılması gereken kapı kapı gezmek. Kapısını çalacaksınız, hatta içeri gireceksiniz, konuşacaksınız.

Bal: Afiş yasağı var tabii, ama o konuda da kimse net değil, kaymakamlık asın diyor mesela. Bazı ilçelerde izin veriliyor, bazılarında verilmiyor.

Türkoğlu: Bizde dört tane aday olunca, birbirlerini şikâyet ediyorlar hemen. (gülüyor) Mahallemde 36 tane sokağımız var. Yirmi küsurunun sokak temsilcileri belirlendi. Mahalle meclislerini kesinlikle oluşturmak zorundayız. Ben muhtarlık koltuğunda oturacağım belki ama, ben yönetmeyeceğim ki, böyle bir gücüm de, yetkim de yok. Mahalleli o meclisi kurabilirse, rutin toplantılarla, haber akışıyla onu oturtabilirse, mahalle zaten gümbür gümbür örgütlü olur. İşte o zaman, hiçbir yetkisi olmayan o muhtarlık çok güçlü olur. Ânında imzasını toplayıp karşı çıkabilir, mesela kaymakamlığa karşı söz sahibi olabilir. Bizim muhtarlığımızın bir geliri yok, küçük bir mahalleyiz. Belediyeye yanaşınca da taviz vermiş oluyorsunuz. Mevcut muhtarın sekreterini belediye finanse ediyor, bunu öğrendik. Biz böyle şeylere tenezzül etmeyeceğiz, dostlarımızla kendi yağımızda kavrulmaya çalışacağız. “Sadece bir dönem daha” diye oy istiyor şimdiki muhtar, kendisi aynı zamanda müteahhit, bir dönem daha seçilirse Yenidoğan Mahallesi kalmayacak demek ki. (gülüyor)

İhtiyar heyeti için neler düşünülebilir?

Türkoğlu: Sekiz aday önerilebiliyor, dört asil, dört yedek. Orada da mahallenin, sokakların temsiliyetini gözetmeye çalıştık. Gündoğdu’da her yerden insan var, göçmen ve Trakya ağırlıklı, ama küçültülmüş bir Türkiye gibi, her yöreden, her görüşten insan var. Bizim sekiz adayımız da mükemmel insanlar. Biri Ak Partili idi, Milli Selamet altyapısından geliyor, isyan ederek, “bu kadar haksızlık olmaz” diyerek yeni ayrılmış. Tabii barınma hakkı mücadelemizde davacılarımızdan biri o da.

Eskici: Çalışmamızın merkezine koyamayacağımız bir şey olmasına rağmen ihtiyar heyeti adaylarında etnik kökenden gittik biz biraz. Mecburiyetten, çünkü öyle bir mahalle. İki Ermeni, iki Kürt, iki Türk diye gidiyor adaylar. Kastamonulular da çok, şu anki muhtar da Kastamonulu. Öte yandan, mahalle meclisi bir çalışma heyeti çıkaracaktır ve asıl ihtiyar heyeti o olacaktır aslında. Bu anlamda kimin muhtar olduğu da kâğıt üstünde önemli ancak. Nasıl bir sistem oturtacağımız önemli. Mahallelinin, sokak temsilcilerinin hesap sorabileceği bir sistem oturtabilirsek, bir sonraki seçimde yanlış işler yapan bir ekip gelirse, o mahalleli de onun burnundan getirir. Yapmaya çalıştığımız şey biraz da muhtarlığı özüne döndürmek. Muhtar Osmanlı döneminde mahallelinin temsilcisi olarak ortaya çıkmış, hem de Fatih’te.

Taşradaki ilk uygulama da galiba Kastamonu’da, II. Mahmut zamanında.

Eskici: Öyle deniyor. (gülüyor) Mahalleyi temsil eden bir kişi aslında muhtar, ama bugün iktidarın muhbiri gibi algılanıyor.

Türkoğlu: Ev ev gittiği için muhtar oranın haritasını çıkarır. Dolayısıyla, muhalif muhtarlar da çok başarılı olabilir. Bir yardım dağıtılacaktır örneğin, belediye veya kaymakamlık verecektir, ama onun reklamını yapmazsın, bir artıdır bu. Şimdiki muhtarlar tersini yapıyor, dayıyorlar sırtlarını belediyeye, risk almak istemiyorlar. CHP’nin genel başkan yardımcısı Yasemin (Öney Cankurtaran) Hanım geliyor, il başkanı Canan (Kaftancıoğlu) Hanım geliyor, benim seçtiğim, oy verdiğim muhtarın hoşgeldin demeye cesareti yok.

Vardar: Belediyeler her ramazanda erzak kolileri veriyor. Şimdiki muhtar oradan da kızgın bana. Kolileri yığdım apartmanın altına, hepsini poşetlere doldurdum, hiç belediye demeden insanların kapısına götürdüm. Ben aynı zamanda bisiklet aktivistiyim, Don Kişot Bisiklet İnisiyatifi ve Bisikletli Kadınlar üyesiyim, Kuzey Ormanları için bisiklet turlarına katılıyorum. Gidona astım poşetleri, ev ev dolaştım. Sıkılanı var, ihtiyacı olup da gelip o koliyi taşımayı kendine yediremeyeni var. Koskoca amblemi basıyorlar üstüne, neden taşısın insanlar bunu sokaklarda?

Eskici: Sola yüzde 62 oy verilirken yine AKP’li aday çıkarsa, kendime mi üzüleyim, mahalledekilere mi, bilemiyorum. Muhtarlığı kazanmayabiliriz tabii. Ama, bu süreç ne bırakıyor ardında, onu nereye götüreceğiz, önemli olan bu. Bizim amacımız mahalle meclisi kurmaktı, bunun en güzel aracı olarak da muhtarlığı bulabildik.

Okutay: Bizim Bakırköy genelde liberal sağın olduğu bir yer. CHP’ye oy veriyorlar, AKP gelmesin, huzurumuz kaçmasın diye. Bizde 115 sokak var. Dersanesi bol olan, sanat çevreleri olan sokaklar bunlar. Afişler, pankartlar, hiçbir şeyin işe yaradığına inanmıyorum. İnsanlar broşürleri de okumuyor. Ev çalışması çok önemli. Evin kapısını çalıp da insanla yüz yüze görüştüğün zaman seni anımsıyor ve sana oy veriyor. Otuz-kırk kişilik bir hareket başlatmıştık kendi mahallemizde, Emek Hareketi diye. O arkadaşlarla beraber hareket edeceğiz, herkese yedi-sekiz sokak düşüyor. Ancak öyle ulaşabileceğiz insanlara. Özellikle martın ilk haftaları çok önemli. Mahallemde beş okul var, hepsi de üç katlı. Seçim günü her kata birer tane kat sorumlusu belirleyeceğiz.

Türkoğlu: Kapısını çalarak veya broşürle, her eve girmek çok önemli. Deneyimli bir muhtar arkadaşım diyor ki, sen onun kapısını çalmazsan halk kendi gidip muhtar aramaz, gider eskisine verir. Ama gidip tanışır, bir iz bırakırsan, seni arar.

^