TEMEŞŞUT MANZARALARI

Ragıp Duran
25 Temmuz 2020
SATIRBAŞLARI

Altı büyük gazetenin sayfalarında dünya turu. Bilgi ve fikir hazineleri. Mimarlıkla aşk ilişkisinden sanal gönül macerasına, “woke”lardan şaşlık kavurmaya ve yeni çıkan kitaplara, “temeşşut” manzaraları…

Benim yaptığım bir nevi define avcılığı. Haftanın beş günü sabah saat 10 ile 12.30 arası Google’a dalıp İngilizce ve Fransızca olarak yayınlanmış Türkiye haberlerini tarıyorum. Bizim Celal (Başlangıç), kel kafama bakıp “Abi sen bu tarama sözcüğünü pek kullanma!” demez mi? Bunun üzerine Osmanlıcasını buldum: Temeşşut!

Dert çok olunca haber de çok oluyor haliyle. Yunanistan, Kıbrıs, Fransa, AB, ABD, Rusya ile ihtilaflar, Suriye ve Libya ayrı bir bela. En son bir de Azeri-Ermeni dalaşı çıktı. Sıkıntılı konular hep.

Sonra, abone olduk, tek tek Batı dünyasının altı büyük gazetesini gözden geçiriyorum: New York Times, Washington Post, Los Angeles Times, The Guardian, Le Monde, Libération. Oralarda da müthiş haberler, yazılar var. Ama benim en az sekiz, en çok on dakikam var TV yayını için. Bu nedenle ince eleyip sık dokumam lâzım. Gazetecilik zaten bir yerde tercih mesleği. Genel yayın politikamıza uygun, yeni, Türkiye için cazip başlıkları seçiyorum. Kaçınılmaz olarak çoğunlukla siyasi konular seçtiklerim. Halbuki ağız sulandıran, bilgi ve bilinç kışkırtan bir sürü parlak haber, makale, söyleşi, röportaj, tanıklık ve değerlendirmeler yayınlanıyor bu gazetelerde. Medyatik, kültürel, müzikal, sanatsal, gastronomik inciler. Bizim TV izleyicisi için belki çok iştah açıcı yazılar değil, ama atıyorum bunları bir dosyaya. Cumartesi sabahı da yaklaşık 100 A4 sayfası arasında yeniden balığa çıkıyorum.

Başlayalım:

‘’Mimari insanı aşık edebilir mi?’’ (Libération, 20 Temmuz) 

Daha 18. yüzyılda başlamış bu girişim. Mimarlar da biraz sanatçı ya, öyle yapılar tasarlamışlar ki, binanın içine girince ilk sevgilin aklına geliyor. Yapı, insan ruhunu fethediyor. Seni başka bir dünyaya götürüyor, rahatlatıyor. Bekâr eviyle (garçonnière) kadınları baştan çıkaran adamlar varmış. Mumlar, esans kokuları, gizli köşeler filan. Işık çok önemli, bir de pencerenin konumu. Ev dediğin labirentli olmalı. Sürprizler barındırmalı. Öyle ille de çok pahalı olması şart değil konutun. Çünkü estetiğin fiyatı yoktur.

Yeni şiarımız ve hayat tarzımız “woke”. Türkçesi galiba “uyanık”, belki de “farkında”. Aslında Siyahların argosundan geliyor. Bu uyanıklık ya da farkındalık iki konuya odaklanıyor, ırk ayrımcılığı ve sosyal adalet.

“Woke” musunuz?

Mesleki bir konuya atladık. Yine Libé. “New York Times ve Amerikan solunda otosansür mü kazanıyor?’’ (23 Temmuz). George Floyd’un katledilmesi kadar hiçbir olay tek başına dünyayı bu kadar değiştirmedi galiba. ABD’nin entelektüel çevrelerinde “cool” yaşam tarzı artık demode. Yeni şiarımız ve hayat tarzımız “woke”. Türkçesi galiba “uyanık”, belki de “farkında”. Aslında Siyahların argosundan geliyor. Bu uyanıklık ya da farkındalık iki konuya odaklanıyor, ırk ayrımcılığı ve sosyal adalet.

Beyaz liberaller ve tabii ki solcular ve demokratlar, artık en küçük açık/gizli, dolaylı/dolaysız ırkçı sözcüğe, söyleme ve davranışa hiç müsamaha göstermiyor. Sağcılar rahatsız. “özgür tartışmayı engelliyorsunuz, farklı fikirlere kapalısınız” filan diyorlar. Evet doğru, ırkçılığa, sosyal adaletsizliğe kapalılar. New York Times’da eskiden solcular, aykırılar azınlıktaydı, onlar da biraz kıpırdayınca işten atılırdı. Şimdi anti-woke’lar istifa etmek zorunda kalıyor. Güle güle…

Beş yıllık sanal ilişki. Muhabbetlerinde seks dahil her şey var. Ama hepsi dijital, yani sanal. Ve zaten bir gün bizim oğlanın e-mail’i geri geliyor. “Bu adres bulunamamıştır ya da mail almamaktadır.”

Sanal aşkın ıstırabı

Çok yaygın bir pratik olmasa da ilginç: Sosyal medya (Fransızlar, “Neresi sosyal ki bu medyanın, internet sayesinde binlerce kişiyle iletişime geçiyorsun, ama ekranın karşısında tek başınasın!” der) insani ilişkileri de mutasyona uğrattı, değil mi? “Beş yıldır ilişkimiz var, ama kız arkadaşımla hiç görüşmedim” (Guardian, 23 Temmuz) başlıklı tanıklıkta erkek çocuk, beş yıllık sanal ilişkisini anlatıyor. Kız hafif sıyırmış. Dominant abla. Çocukla sadece sosyal medya üzerinden yazışıyor. Muhabbetlerinde seks dahil her şey var. Ama hepsi soyut, hepsi dijital, yani sanal. Ve zaten bir gün bizim oğlanın e-mail’i geri geliyor. “Bu adres bulunamamıştır ya da mail almamaktadır” diye bir mesajla her şey bitiyor. Bir şey başlamış mıydı ki?

Üç kitap ve şiş kebap

Araya Washington Post’da (22 Temmuz) tanıtımı yapılan üç yeni kitap sıkıştırayım:

Utopia Avenue, 60’larda bir İngiliz rock grubunun adım adım şöhrete çıkması (Ya da inmesi). Begin Again (Yeniden Başlamak), James Baldwin’in eser ve eylemlerinin bugünün perspektfiyle değerlendirilmesi. I’m Still Here (Ben Hâla Buradayım), ABD’de sosyal adaletsizliklerin teşhiri .

Acıktınız mı? O zaman, henüz vejetaryen ya da vegan olmadıysanız, Guardian’daki (22 Temmuz) “Şaşlık kavurmadan baharatlı şiş kebaplara: Dünyanın dört bir köşesinden ızgara tarifleri” yazısı sizi bekliyor. Filipinler’den Karaib’lere Pakistan/Hindistan’dan Rusya’ya bol bol güzel et hatta deniz ürünlerini pişirebilirsiniz.

Bir kez daha anladım: Gazeteler insan gibi.

Akıl ve ruh sağlığımı korumak için Akmedya’yı düzenli okumuyorum. Arkadaşlar “Ofsayt Medya” için konu çıkarsa iletiyor. Ya da sosyal medyada rastlıyorum ara sıra dingoluklarına.

Arkadaş ya da muhatap var, sana mimariyle aşk arasındaki ilişkiyi anlatıyor, sonra güzel kitaplardan, yeni şarkılardan söz ediyor. Ötekisi “Ali Erbaş, minbere çıkarken kılıcını çekti, heeyt!” diyor.

^