VİRÜSE YAKALANAN DEPO İŞÇİSİ MAHİR ALBAYRAK

Söyleşi: Bekir Avcı
12 Mayıs 2020
SATIRBAŞLARI

Bir yandan “normalleşme” takvimi açıklanıyor, diğer yandan en temel önlemlerin dahi alınmadığı işyerlerinde virüs işçilere bulaşmaya devam ediyor. Dahası, Kısa Çalışma Ödeneği’yle ücretsiz izne çıkarılan işçiler şantaj ve tehditle çalıştırılıyor. Barsan Lojistik’in Tuzla Orhanlı’daki deposunda virüse yakalanan işçilerden Mahir Albayrak’ı dinliyoruz.

 

Covid-19 testinizin pozitif çıktığını nasıl öğrendiniz?

Mahir Albayrak: Eşimin semptomlarıyla öğrendim. 2 Nisan’da belirtiler başladı. Eşimin ayakları ağrıyordu. Önceden olan bir şey değildi bu. Kronik kalp rahatsızlığı olduğu için semptomlar kendini daha belirgin gösteriyor tabii. Önce, yorgunluktan olabilir diye düşündük. Birkaç saat sonra terleyip ateşlenince, zaten kalple ilgili sıkıntısı da olduğu için korktuk. 3 Nisan’da hastaneye gittik. Eşimin testi pozitif çıktı. Haliyle bana da test yapıldı. Benimki de pozitif çıktı. Ailemle aynı apartmanda farklı katlarda yaşıyoruz. Biz pozitif çıkınca bütün aileye test yapıldı. Onlarınki negatif çıktı. Eşim semptomları erken göstermeseydi, teşhis konmasaydı şimdi herkese virüs bulaşmıştı. Bu virüsün eşime bulaşmasının nedeni yüzde 98 benim.
Test sonucunu öğrendikten sonra bölümümün amirlerine telefon açtım. “Bende Covid-19 çıktı. Kendinize dikkat edin, gerekirse test yaptırın” dedim. “Arkadaşlarla sırt sırta beraber çalışıyoruz. Onlarda da olabilir, gerekli önlemleri alın” diye belirttim. “Tamam Mahir, teşekkür ederim” dedi depo vardiya amirimiz. İlgili müdürlere söylemiş. Ama ertesi gün aradığımda bununla ilgili hiçbir önlem alınmadığını öğrendim. Aksine “Mahir yalan söylüyor, inanmayın, çünkü o sendika üyesi, tanıyoruz” gibisinden karalama yapmışlar. Ortalığa dillendirmeden, şüpheli olan varsa yavaş yavaş hastaneye göndereceklerini belirtmişler. Kendi gemilerini yürütmek için, çarkı döndürmek için boşvermişler yani.

Korona pozitif olduğunuzu yetkililere bildirdiğiniz halde bu durum işçilere bildirilmedi mi?

Bildirilmedi. İş arkadaşlarımı kendim aradım, sordum. Onlara haber bile verilmemiş. “Ne bununla ilgili bir şey söylendi ne test yapılıyor ne de çalıştırmaktan vazgeçiyorlar” dediler. Arkadaşlarıma, “Bakın, hiçbir belirti yokken eşimin rahatsızlığından dolayı tesadüfen pozitif olduğumu öğrendim. Hepiniz Covid-19 olabilirsiniz” dedim. Akşam iş çıkışı hastaneye gitmelerini rica ettim. Gittiler. Sabahında da beni aradılar. “Covid-19 olduk, bizde de varmış” dediler. “Sen korkutmasan gitmeyecektik” diye eklediler. Çünkü yönetim benim durumumu bilmesine rağmen ne önlem almış ne de uyarı yapmış. Arkadaşlarım şu anda evlerinde karantinadalar.

Hiçbir şirket yöneticisi aramadı. Ne geçmiş olsun dendi ne hal hatır soruldu. Hadi hal hatır sorma, ama önlem almak amacıyla, “Kimlerle temasa geçmiştin?” diye sorsana. Sormadılar, ben arayıp söyledim. Hiçbir şekilde işçinin güvenliği, sağlığı önemli değil onlar için, kendi çarkları dönsün yeter.

Şu anda kaç işçinin testi pozitif?

Ben dahil yedi işçinin testi pozitif. Henüz hastanelere gitmeyen arkadaşlar var. İşveren zaten götürmüyor. Ama zaten bulaşacağı kadar bulaştı. Çünkü semptomları gösterenler varmış. Pozitif olanların sayısı daha fazla olabilir. Önlem olsun diye bazı arkadaşlar test yaptırdı. Sonuçları bekliyorlar. Yönetim onları aramış, “Yine de işe gelin” demiş. Arkadaşlar testlerinin pozitif çıkabileceğini söylemiş. Bu kez de, “Gelin, eğer pozitif çıkarsa buradan hastaneye gidersiniz” denmiş.

İşveren sizi, hastalanan diğer işçileri aradı mı, ilgilendi mi?

Arkadaşlardan birine, “Ah, geçmiş olsun. Ama senin yerine şimdi kim bakacak” demişler. “Pozitif de olsan gel” demişler mealen. Beni hiçbir şirket yöneticisi aramadı. Ne geçmiş olsun dendi ne hal hatır soruldu. Hadi hal hatır sorma, ama kendi işçilerinin güvenliği için, önlem almak amacıyla, “Kimlerle temasa geçmiştin?” diye sorsana. Sormadılar, ben arayıp söyledim. Hiçbir şekilde işçinin güvenliği, sağlığı önemli değil onlar için, kendi çarkları dönsün yeter.

Depoda kaç işçi çalıştırılıyor?

110 işçi var. Büyük bir kısmı beyaz yakalı, yani deponun en üst katında olan muhasebeci, gümrüklemeci filan. Benim gibi mavi yakalılar deponun girişinde, iç içe çalıştırılıyor.

Türkiye’de ilk vaka bundan iki ay önce açıklandı. Depoda önlemler alınmıyor muydu?

Bir TIR’a beş-altı kişi yan yana, sırt sırta giriyor. Bunun için herhangi bir önlem alınmadı. “Bu iş iki saate bitecek” deniyor, o kadar. Sonra herkes bir TIR’a sokuluyor. İşçi sesini çıkarınca da, “Temmuz ayında görüşürüz” diyorlar. Yani zam ayıyla tehdit ediyorlar. İşçiler sendikalı olmasın diye kişi başı 500-600 lira kadar zam yapıldı çünkü. Bize de ortalama 100 lira ile 140 lira arasında zam yapıldı. Özetle, korona önlemi hiç alınmadı. Benim olayımdan önce sadece bir kere dezenfekte yapıldı. Eldiven yok, maske olarak da tıbbi özelliği olmayan siyah maskeler dağıtıldı. Kendileri üç katlı beyaz maske kullanıyor, ama işçilere siyah maske kullandırtıyorlar.

Barsan Lojistik

Bu durumu şikâyet ettiniz mi?

İki arkadaşımla beraber SGK’ya gittik. Dedik ki, “Depoda hiçbir şekilde önlem alınmıyor. Şimdi değilsek de her an hasta olabiliriz.” Oradaki görevli, “Sizin şikâyetinizi alabiliriz, ama denetleme yapabilecek bir birim yok. Koronavirüs nedeniyle bütün birimler kapatıldı. Denetleme yok şu an” dedi. Biz de bunun arkasından İŞKUR’a gidelim dedik. Oraya gittik. Oraya da yazılı şikâyetimizi yaptık. Orada da aynı şekilde, “Denetleme yok” dendi. Alo 170’i aradık. Telefonlarımız açılmadı. Mahkemeye gidip ihtar çektirelim dedik, ama oralar da kapalı. Bu iş yerlerini denetleyecek hiçbir kurum yok şu anda, bulamadık. Şirketler bu başıboşluğu fırsat biliyor. Bunu söylüyorlar da zaten. “Sigortanızı yapmayacağız, herhangi bir risk önemli değil, siz gelin çalışın” diyorlar. Çünkü bunları denetleyecek bir birim olmadığını biliyorlar.

Önlem olsun diye bazı arkadaşlar test yaptırdı. Sonuçları bekliyorlar. Yönetim onları aramış, “Yine de işe gelin” demiş. Arkadaşlar testlerinin pozitif çıkabileceğini söylemiş. Bu kez de, “Gelin, eğer pozitif çıkarsa buradan hastaneye gidersiniz” denmiş.

İlk korona pozitif olan benim. Neden? Çünkü beni her yerde kullandılar. “Bu adam sendika üyesi, çıkartamıyoruz, başımıza iş alırız” deyip her yerde çalıştırdılar. Yıldırma politikası uyguladılar. Güvenliğe kadar ben gidiyordum. Ekmeğimin peşindeyim, birçok şeye ister istemez “evet” demek zorunda kaldım. Virüsü büyük bir ihtimalle şoförlerden kaptım. Çünkü gelen şoförlerle yemelerinden içmelerine kadar biz ilgileniyorduk. Bunu sendika başkanımız Murat Bostancı’ya söyledim. Sendika şirkete uyarıda bulundu. Sendika başkanımız da “Artık daha dikkatli olacaklardır” dedi, ama öyle olmadı tabii. Hâlâ da bir önlem alınmış değil. Zaten önlem alınsa ücretsiz izinli arkadaşları tekrar çağırıp çalıştırmazlar.

Kısa Çalışma Ödeneği’yle ücretsiz izne çıkarılan işçiler mi çalıştırılıyor?

Devletin bize verdiği Kısa Çalışma Ödeneği’nin yüzde 60’ını almalarına rağmen, işçiler şu an sigortasız bir şekilde çalıştırılıyor depoda. İşçiler izinli görünüyor, ama çalıştırılıyorlar. Bizi bir alana toplayıp bu konuyla ilgili konuşma yapmışlardı. Ben kabul etmediğimi söyledim. “Böyle bir şey yapacaksanız devletin verdiği yüzde 60’ı alırım, evimde otururum. Çünkü sigortamızı yapmayacaksınız. Çalışmamız da yasal değil. Başımıza bir şey gelince biz kusurlu çıkacağız” dedim. Oradaki yöneticiye, “Başımıza bir iş kazası gelse, şirket bunu nasıl göze alıyor?” diye sordum. O ise “Hayır, şirket onu göze alıyor. Bana böyle söylendi, ben de size söylüyorum” diye yanıt verdi. “Siz yine gelin, ama maaşınızın yüzde 40’ını üç ay sonra vereceğiz” dendi. Ben kabul etmediğimi söyledim. Gelecek olanlara bunun garantisini verip vermediklerini sordum. “Onun garantisi yok. Şirkette kimsenin alacağı kalmaz” deyip konuyu kapattılar.

Yıllık izne çıkanları, kronik rahatsızlığı olanları tekrar depoya çağırdılar. Bir yazı imzalattılar. Özellikle kronik rahatsızlığı olanlara, “Size ihtiyacımız var. Yalnız, yine her zamanki gibi sigortasız çalışma olacak, ama sizin böyle bir kâğıt imzalamanız lâzım” diyorlar. “Depoda başıma virüs ya da kaza gibi herhangi bir şey gelirse, hiçbir şekilde şirketim sorumlu değildir” yazan bir kâğıt bu. İşçilerin de ihtiyacı olduğu için mecbur imzalıyorlar. Zaten sigortasızlar. Bir de tehdit var. “Gelmezseniz temmuzda ben sizi Gebze’ye süreriz” diyorlar. “Samandıra’daysan Gebze’ye, Madra’ya, Kocaeli’ne gönderirim ya da işinizden olursunuz” diyerek tehdit ediyorlar.

Devletin bize verdiği Kısa Çalışma Ödeneği’nin yüzde 60’ını almalarına rağmen, işçiler şu an sigortasız bir şekilde çalıştırılıyor depoda. İşçiler izinli görünüyor, ama çalıştırılıyorlar.

Şimdi durumunuz nasıl?

Çocukları hastaneye götürdük. Onlarda bir semptom görünmüyordu. Ama şimdi iki aylık çocuğum da öksürmeye başladı. Ne zaman hastaneye gideceğimiz belli değil. Anne sütünden başka bir şey kabul etmiyor, ama ne olur ne olmaz diye mama aldım. Ne yapacağımı şaşırdım. Eşim hastaneye giderse ya çocuğuma evde maskeyle ben bakıp mama vereceğim ya da annem veya kayınvalidem bakacak.

Şimdiye dek nasıl bir tedavi uygulandı size ve eşinize?

Pozitif tanısı konduktan sonra, Plaquenil adlı beş gün boyunca kullanacağımız bir ilaç vererek, bizi eve gönderdiler. Bu ilacı ilk gün çift doz, diğer günler tek doz olarak kullandık. Doktorlar bu hapların tedavi amaçlı olmadığını, sadece virüsün yayılmasını engellemek amacıyla verildiğini söylediler. Çünkü hâlâ korona tedavisinde kullanılan bir ilaç olmadığını belirttiler. Doktorlarımız her sabah arıyor ve ateşimizi, halsizliğimizi soruyor. Virüsün vücut direnciyle gideceğini söylüyorlar. Başka bir ilaç yok elimizde, verilmedi. “Tekrardan test yapılacak mı, buna gerek var mı?” diye sordum. Gerek olmadığını, 14 gün dolduğunda bir sorun yoksa karantinadan çıkabileceğimizi söylediler. Bekliyoruz. Ama biz yine de kendi cebimizden para verip özel hastaneye gidip test yaptırmayı düşünüyoruz.

Son söz?

DGD-Sen Orhanlı Depo Sendika Temsilcisi olarak, hiçbir baskı karşısında yılmayacağım. Ezilmiş olan arkadaşlarım var, yanımda olanlar var, ama biliyorum ki ev geçindirmek zorunda olan arkadaşlarım da var. Onların da arkasındayım. Hiçbir şekilde geri vites yapmayacağım. Davamın arkasındayım. Yargı yoluna gideceğim. Tek başıma olmayacağım, arkadaşlarımla beraber dava açacağız.

^