RUSYA’NIN UKRAYNA HAREKÂTI –VII  

Ümit Akçay
22 Nisan 2022
Resimler: Vlada Ralko
SATIRBAŞLARI

Dünyanın en büyük finansal yatırım firmalarından olan Black Rock’un kurucusu Larry Fink geçtiğimiz haftalarda yatırımcılara gönderdiği bir bilgi notunda, Ukrayna’daki savaşla birlikte bildiğimiz anlamdaki küreselleşmenin sonuna gelindiğini yazdı. 1990’ların neoliberal ütopyalarının başında gelen sermayenin pürüzsüz hareketiyle oluşacak küreselleşmenin toplumlar için barış, demokrasi ve refah getireceği görüşü böylelikle bir kere daha yanlışlandı.

Madem neoliberal küreselleşmenin iflasını konuşuyoruz, iflas edenin yerine gelenin ne olacağını da konuşmaya başlamamız gerekir. Ancak, bu kolay değil, hesaba katılacak pek çok değişken var. Bu yazıda eleştirel uluslararası politik ekonomi çerçevesinden bakarak önce çoğul olgular denizinden bazı gelişmelere değinip, ardından daha yavaş ilerleyen yapısal değişime dair bazı ipuçlarına işaret edeceğim.

Rusya iflas edecek mi?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi sonrası ABD ve müttefiklerinin Rusya’ya karşı başlattığı ekonomik savaşın en önemli hedefi Putin yönetimini içeride zor duruma düşürerek işgal girişiminden vazgeçmesini sağlamaktı. İşgal girişimi ikinci ayına yaklaşırken ekonomik sorunlar henüz Putin yönetimini yolundan caydıracak düzeye gelmedi. Bunda sermaye kontrollerinin getirilmesi ve özellikle Avrupa’yla süren doğal gaz ticareti önemli etkide bulundu. Ancak, ABD’nin Rusya’yı izole etme girişiminin yaygınlaşamaması da Rusya’nın elini rahatlatıyor.

Aralarında Güney Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Brezilya, Meksika, Çin, Hindistan, Macaristan ve Türkiye gibi ülkelerin bulunduğu geniş bir blok farklı gerekçelerle de olsa ekonomik yaptırımları ABD’nin istediği şekilde uygulamıyor. Bu durumda, fiili olarak konu G7 ülkelerinin Rusya’ya açtığı bir ekonomik savaş haline geliyor. Bu savaştaki en kritik konulardan biri Rusya’nın uluslararası borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği.

ABD ve müttefiklerinin Rusya’ya karşı başlattığı ekonomik savaştaki en kritik konulardan biri Rusya’nın uluslararası borçlarını ödeyip ödeyemeyeceği. Rus yetkililer ABD’deki bankalara mart ayındaki borç taksitini ödeme talimatı verdiklerinde ABD yönetimi buna müsaade etmişti. Ancak, nisan ödemesine izin verilmeyeceği bekleniyor. Nisan ayı önemli, zira iki milyar doları aşan yüklü bir taksit ödemesi var.

Rus yetkililer ABD’deki bankalara mart ayındaki borç taksitini ödeme talimatı verdiklerinde ABD yönetimi buna müsaade etmişti. Ancak, nisan ödemesine izin verilmeyeceği bekleniyor. Nisan ayı önemli, zira iki milyar doları aşan yüklü bir taksit ödemesi var. Hatta, bu ödeme bir şekilde gerçekleşebilirse, 2022’nin kalanında Rusya için ödeme sorunu ortadan kalkacak, zira kalan borçlar nisan borcundan daha az.

Rus yetkililer borç taksitini Batılı ülkelerdeki rezervlerinden ödemesinin engellenmesi durumunda bunu rubleyle ödeyeceklerini ilan etti. Şu anda top ABD’de. Şimdiden kredi temerrüt takası (CDS’ler) olarak adlandırılan sigorta kâğıtları temerrüdü gösteriyor. Ancak, teknik olarak 30 günlük süre içinde ödeme yapılırsa, temerrüt gerçekleşmeyecek. Dolayısıyla, önümüzdeki bir ay yakın dönemli finansal tarih açısından en kritik dönüm noktalarından biri olacak.

Cornwall’da düzenlenen G7 toplantısına katılan liderler bir arada, Black Rock’un kurucusu Larry Fink ve Rusya’nın Ukranya’yı işgaline karşı düzenlenen protestolardan biri

Pandemi bir dönüm noktasıydı

Pandeminin en sert döneminin yaşandığı 2020’de gerek tam kapanma önlemleri gerekse sosyal mesafe tedbirleri nedeniyle küresel değer zincirlerinin aksadığını görmüştük. Ancak, o dönem yapılan yorumlarda iyimser beklentiler hâkimdi. Halk sağlığı önlemleri ortadan kalktığında işlerin pandemi öncesine döneceği düşünülüyordu. Ancak, öyle olmadı. Henüz savaş gündemi ortada yokken dahi küresel üretim ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklar giderilememişti.

“Kaynak milliyetçiliği” (resource nationalism) olarak adlandırılan önlemler iki nedenle pandemi döneminde çok daha öne çıktı. İlki, önceleri yurtiçinde üretilen, ancak ithalatı daha ucuz olduğu için üretilmesinden vazgeçilen ürünlerin (özellikle tarım ürünlerinin), pahalı da olsa yeniden yurtiçinde üretilmesine yönelik girişimler çeşitli ülkelerde hızlandı.

Buna paralel olarak yaşanan bir diğer gelişme, ülkelerin emtia ihracatında pandemi öncesindeki kadar istekli olmaması. Zira pandemi döneminde bazı ürünlerin ihracatı ya yasaklandı ya da sınırlandı. Pandemi sonrasında ise iç tüketimin fazlasının ihraç edilmesi görüşü yaygınlaşıyor.

Bu iki dinamik merkez kapitalist ülkelerde 1970’li yıllarda düşen firma kârlılıkları sonucunda oluşan krize çözüm olarak geliştirilen sermayenin uluslararasılaşması stratejisinin sınırlarına gelindiğini gösteriyor olabilir. Zira, konu sadece “kaynak milliyetçiliği”yle ilgili değil, aynı zamanda tek bir metanın üretiminin parçalara ayrılarak küresel olarak dağıtılması stratejisinin yarattığı riskler de görüldüğü için, pandemi sonrasındaki gündem tedarik zincirlerinin kısalması haline geldi.

Emtia piyasalarında deprem

Ocak ayından bakınca, 2022 pandeminin etkilerinin geçeceği, ekonomilerin yeniden açılacağı ve tedarik zincirlerindeki aksaklıkların yılın ikinci yarısında onarılabileceği bir yıl olarak görünüyordu. Ancak, şubat sonunda Rusya’nın Ukrayna’yı işgale girişmesi hesapta olmayan pek çok farklı gelişmenin devreye girmesine neden oldu.

“Kaynak milliyetçiliği” olarak adlandırılan önlemler iki nedenle pandemi döneminde çok daha öne çıktı. İlki, ithalatı daha ucuz olduğu için üretilmesinden vazgeçilen ürünlerin yeniden yurtiçinde üretilmesi hızlandı. Bir diğer gelişme, ülkelerin emtia ihracatında pandemi öncesindeki kadar istekli olmaması. Bu iki dinamik sermayenin uluslararasılaşması stratejisinin sınırlarına gelindiğini gösteriyor olabilir.

Bunlardan ilki, emtia piyasalarında yaşanan muazzam fiyat artışları ve fiyat dalgalanmaları. Buğday, petrol, doğalgaz ya da değerli metaller gibi emtialarda görülen büyük fiyat artışları doğrudan Rusya ve Ukrayna’dan yapılan ithalatın kesintiye uğramasıyla ilgili.

Ancak, G7 ülkelerinin Rusya’ya açtığı ekonomik savaşın bir parçası olan yaptırımlar, doğrudan Rusya’nın ihraç ettiği ürünlerin dışındakiler için de arz şokları yaratıyor. Dahası, bu emtialar üzerinde kurulmuş ve büyüklüğü 1,5 trilyon dolar olduğu tahmin edilen bir türev finans piyasası mevcut. Dolayısıyla, şubattan beri emtia piyasalarında köklü bir deprem yaşanıyor.

Credit Suisse analisti Zoltan Pozsar’ın bu konudaki değerlendirmeleri ilginç. Pozsar mevcut ekonomik savaş ortamında emtia üreticilerinin ve emtia ticareti yapanların fiyat dalgalanmaları nedeniyle, ama daha önemlisi, kargolardaki gecikme sonucunda oluşan teslimat sorunları yüzünden likidite krizinin eşiğinde olduklarına işaret ediyor. Bu sektörün 2008 krizinde finans sektörüne yapıldığı gibi kurtarılmaması durumunda yeni bir finansal krizi tetikleme ihtimalinin büyüdüğüne dikkat çekiyor.

Bunu önlemek için önerdiği mekanizma ise bir “Emtia Acil Alım Programı” (Commodity Emergency Purchase Program) oluşturulması. Ancak, bunu hangi büyük merkez bankasının yapabileceği şüpheli. Kısacası, emtia piyasasındaki deprem finansal alana hızla yayılabilir.

Küreselleşmeden sonra?

Rusya’nın temerrüt ihtimali, kaynak milliyetçiliğinin yükselişi, sermayenin uluslararasılaşmasının sınırlarına gelinmesi, emtia piyasalarındaki depremin yeni bir küresel finansal krizi tetikleme ihtimalinin artması…

Tüm bunları alt alta yazınca, bu serinin başındaki ilk yazıda değindiğim küresel ara rejim kavramına geri dönüyoruz.

Bir dahaki yazıda, kaldığım yerden küreselleşme sonrası dönemin ana özelliklerinin neler olabileceğini ele alacağım.

^